Akım mı Gerilim mi İnsanı Çarpar?
Kayseri’nin o sakin sokaklarında, sonbaharın hüzünlü rüzgarı yüzümü okşarken, birden zihnimde patlayan bir soru yankılandı: Akım mı gerilim mi insanı çarpar? İşte bu soru, bir anda bana her şeyin anlamını değiştirdi. Bazen akıma kapılmak, bazen de gerilimden kaçmak istiyoruz, değil mi? Hangi biri daha güçlü, hangi his daha derin? Bilmiyorum. Ama o an, tam da o sokakta, bir elektrik çarpması gibi, tüm bunların ne kadar kişisel olduğunu anladım.
O Akşam Ne Oldu?
Bir cuma akşamıydı, sadece o akşamı hatırlıyorum. O günlerde biraz dağınıktım, içimde bir boşluk vardı. Yaşamımın diğer günlerinden daha farklıydı. Evde yalnızdım, Kayseri’nin o her zaman sıcak olan akşamları bir şekilde soğuyordu. Belki de içimdeki eksikliği hissettiğim için. O an, düşündüm. Neden gerilim mi? Neden akım mı? Her şey bir anlamda birbirine bağlıydı. Ama ne kadar derinse o gece, bir yanda gerilim, bir yanda akım vardı.
İnsanı Çarpan Nedir?
Herkesin hayatında bir “çarpılma” anı vardır. Bir şey olur, bir duygudur, aniden içini sarar ve seni çok derin bir şekilde etkiler. O an, hem gerilim hem de akım varmış gibi hissediyorsun. Akım, bazen birinin seni beklemediğin bir an yerden yere çarptığı elektriktir. Gerilim ise yavaşça birikir, bir noktada patlar. Bir filmin içinde kaybolduğun an vardır mesela, bir sinema salonunda. Karanlıkta her şey daha büyük, daha gerilimli hissedilir. Gözlerin ekranı takip ederken kalbinin çırpınışı hızlanır, tüylerin diken diken olur. O an, sana ne kadar gerilim yüklenirse yüklen, hala bir şekilde bunu sevdiğini fark edersin.
Bir şey bana her zaman “gerilim mi, akım mı?” sorusunu hatırlatıyor. Hem de sadece bir sahne, bir an bile… O akşamın ardından, her şey aniden hızlandı. Kalbim çarptı. Elim, telefonun tuşlarında geçiş yaparken, hiç beklemediğim bir mesaj geldi. “Beni görmek ister misin?” diye sordu. O kadar basitti, ama bir anda hayatımı değiştirecek gibi hissettirdi. Tam da o an, gerilim ile akım arasındaki farkı anlamaya başladım.
Kalbimin Hızlı Atışları
Ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Bir yanda yıllardır tanıdığım bir arkadaş, bir yanda yıllarca hayalini kurduğum o an! Bir yanda kalbimdeki heyecan, diğer yanda geçmişte yaşadığım hayal kırıklıkları… Neden bu kadar heyecanlıyım? diye sormadım. Çünkü cevap belliydi: İnsan kalbinin çarpmadığı bir an yoktur. Bazı anlar sana elektrik gibi çarpar, içindeki tüm duyguları bir anda tetikler. O an, aradığım şeyin o kadar basit olduğunu fark ettim.
Birçok arkadaşım bana, “Bunu neden bu kadar kafana takıyorsun?” demişti. “Gerilim her zaman seni çarpar, ama önemli olan o an nasıl hissettiğindir,” demişlerdi. Benim için gerilim de, akım da aynıydı. Hepsi aynı anda içimi sardığında, ne olduğunu anladım. O kadar çok duygusal boşluk vardı ki, bir anda bir elektrik çarptı. Kalbim hızlandı, bir anlamda hayatıma dair o kadar çok soru vardı ki, sadece anın akışına kapıldım.
Sadece Bir Anlık O An
Ama her şey, o anlık o bir anın etkisiyle patladı. Gerilim ve akım arasında gidip gelerek, adeta bir rüya gibi yaşadım. Yaşadıklarımda hiç beklemediğim bir gerçeklik vardı. Kayseri’nin sessizliğinde, tüm dünyayı bir kenara bırakıp sadece o anı yaşamak istedim. O kişiyle her şeyin geçici olduğunu, her şeyin yalnızca bir akıma kapılma hissiyatı taşıdığını fark ettim. Bir an önce nehrin akışına kapıldım. Gerilim mi, akım mı? İşte cevap, belki de o anda kendiliğinden verdi. Her ikisi de! Her şeyin ortasında kalırken, insan sadece o duyguyu yaşar ve her an o kadar anlamlı gelir ki.
O an bir çarpılmadı, bir elektrik çarpmasıydı. Kalbimde bir hışırdama, içimde bir fırtına… Aniden, hiç beklemediğim bir şekilde zihnimde o soruya odaklandım: Gerilim mi, akım mı? Ne fark eder ki? İnsan hayatta kalabilmek için her iki duyguyu da yaşamak zorunda. Gerilim bir yandan seni sıkıştırırken, akım seni bir anda uçurur. Tıpkı o an ki gibi. Bir anda kendimi, Kayseri sokaklarında gezerken, tamamen kaybolmuş gibi hissettim. Ne korkum vardı, ne de geçmişe dair endişelerim. Hayat, belki de böyle bir şeydi.
İnsan Hayatında Çarpan Şeyler
Bazen gerilim olur, bazen akım. Ama insana en çok çarpan şey, duyguların ne kadar keskin olduğudur. Akım mı, gerilim mi sorusunun cevabını ancak o anı yaşarken bulursun. Ne kadar derin olursa olsun, kalbin bir şekilde hep o duyguya kapılacak. İnsan, yalnızca o anı ve duyguları yaşamak için var, değil mi? Duyguların seni çarptığında, o an gerilim seni sarar. Ya da akım, seni alıp götürür.
İçinde bulunduğum o anda, artık anlamıştım: İnsan, duygularıyla var. Gerilim mi, akım mı, fark etmez. Duygular, seni o kadar etkiler ki, insan bir anda her şeye yeniden başlar. O an, bir elektrik çarpması gibiydi; ne kadar karanlık olsa da her şey aydınlanmıştı.
Akım mı gerilim mi insanı çarpar? Cevap, belki de basittir: Her ikisi de. Hayat, bir anlık çarpılmadan başka bir şey değildir.